Sanat Dünyası, Sayı 99, 1 Nisan 1960, Plastik Sanatlarda Türk Kadınının Yeri
NACİYE TAHSİN (Güneş)
1903 yılında Kızlar için yegane yüksek tahsil müesssesesi olan Darulmuallimatı Aliyeden mezun olmuştur. O devirde sosyal ihtiyacın itişi tesirini ancak kızları muallim mektebinin tahsil imkanlarına kavuşturabilmişti. Darülfünuna (Universiteye) hanım öğrencilerin kabulü ise 1914 yılında başlar.
Naciye Tahsin Hanım (GÜNEŞ) Şemsülmekatip inas kısmında müdürelik, Resim ve nakış öğretmenliği yaparken erkek kısmı müdürü ve okulun müessisi Hasan Tahsin Bey'le evlenmiştir. Bütün hayatı Türk kadınının ileri medeniyet anlamına kavuşması gayesile geçmeş olan Naciye Tahsin Güneş Hanım, Direkler arasındaki * serbest atelyeye devamla plastik bir anlayışa ulaşan ilk Türk hanımlarındandır. Kadının o zamanki sosyal nizam içindeki yeri bugünkü neslin anlıyamayacağı bir gerilikte ve basitlikte idi. Şu kadarını söyleyeyim ki aile müessesesinde kanunen hiç bir hak payı olmadığı gibi beş, on çocuk sahibi bile olsa, bir (boş ol) sözü ile yuvasını terketmek mecburiyeti altında idi. Zaten bir evde bir erkeğin birkaç karısının bulunduğu bu devirde, Türk kadınını tenvir edebilmek amacı ile (Terakkii Nisvan) cemiyetini kurarak muhtelif kursları ile bu günkü akşam kız sanat mekteplerinin temelleri o günlerde atılmıştı. Bir müddet sonra da (Tealiyi Nisvan) Kadın cemiyetinin kurucuları meyanında olan Naciye Tahsin Hanım Muallimler Birliği müessislerinden ve ilk idare heyeti üyelerindendir. Kendi anlayışları içinde güzel desen ve akvarelleri vardır.
*1)Direkler arasında 1913 tarihinde açılan Ressam Muazzez Beyin idaresindeki serbest atelye, bugünkü hocalarının ders verdikleri, memleket sanat tarihinde küçümsenmeyecek bir hadise olmuştur. Mesela erkek kısmında Akademi Müdürü iken vefat eden Heykeltraş Nejat Sirel ilk sanat ders ve sevgisini bu atelyeden almıştır.
Nazari ameli dersleri, Nazmi Ziya, Avni Lifij, Ruhi, İbrahim Çallı ve Hikmet Beyler verirlerdi. Atelyede Heykeller baröliyeflerden desenler çizilir ve klasik bir tedris usulü takip edilirdi.
Hanımlar kısmına devem eden altı hanımdan üç isim tespit edilmiştir. Naciye Tahsin, Harila ve Hidayeta hanımlardır. Sanat Dünyası Sayı 99.
Kaynak: 1914'lerden 1940'lara TÜRK RESİM VE ROMANINDA GERÇEKLİLİK, Hatice Bilen Buğra, Sf1 137
1914 yılı kadın sanatıçılar için de bir dönüm noktasıdır. Gerçi özel dersler alarak kendilerini yetiştiren ve yaptıkları resimlerle Galatasaray Sergilerine katılabilen şanslı kadınların resim sergilerine katılmaları, İnas Sanayi-i Nefise Mektebin'nin kurulmasından önce başlamıştır, ama gene de adlarına dönemin kadın dergilerinde ya hiç rastlanmaz ya da kısacık bir haber olarak yer verilir. Bunlar, seçkin çerelerden gelen ve ailelerinin, sanatçı olmalarını amaçlamasalar da, görgülü ve kültürlü yetişebilmeleri için, ya bir enstrüman (piyano ya da ud) çalmayı öğreterek müzikle ya da resimle ilgilenmelerine izin verdiği kadınlardır. Aralarında, resim yapmayı hobi olarak sürdürmekten ziyade bir mesleğe dönüştürmek isteyenlerin de bulunduğu bu kadınların en tanımışları, İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nin henüz açılmadığı yıllarda, resimle ilgisini Darülmuallimat-i Aliye'den mezun dolduktan sonra Şemsülmekatip İnas kısmında müdirelik, resim ve nakış öğretmenliği yaparak sürdüren Naciye Tahsin Güneş Hanım, Valeri'den resim dersleri alan Vildan Gizer (1889-1974), Albert Mille'den resim dersleri aldıktan sonra eğitimini Zürih Güzel Sanatlar Okulu'nda tamamlayan Emine Fuat Tugay (1897-?); hiç eğitim almadığı halde resim yeteneği nedeniyle İsviçre'ye gönderilen ilk heykeltıraşlarımızdan Mukbile Reşat; ilk resim derslerini ressam Muazzez Bey'in açtıı atölyede Nazmi, Ziya, Avni Lifij, Ruhi (Arel) ve Feyhanım (Duran)'dan alan Harika Sirel (1896-1991); Fausto Zonaro ve Valeri'den (kara kalem) aldığı özel dersleri Roma ve Paris'te çeşitli atölyelerde ve sanat okullarında ilerleten Mihti (Müşfik-Rahim) Hanım (1886-1950?); ailesindeki ressamlardan ve Fausto Zonaro'dan aldığı resim derslerini Roma ve Paris'te tamamlayan Celile (Hikmet- Uğuraldım) Hanım (1883-1944); Osman Hamdi Bey, Valeri ve Fausto Zonaro,'dan özel dersler alan Müfide Kadri (1890-1912) dir.
Dönemin aydın ve zengin ailerlerinin kızları olmanın avantajını kullanarak Galatasaray Sergileri'ne katılan bu kadınlar, kendi sanatsal faliyetlerini ortaya koyarken, yönetici sınıfa, kızların sanat eğitimi alabilecekleri bir okulun; aydınlara da sanatta kadının yokluğunu duyururlar.
Sf 138
"Osmanlı İmparatorluğu'nda, kızlara eğitim veren bazı okullar (Darülmuallimat/Kız Öğretmen Okulu; 1870) açıktır, ama kızların resim, heykel gibi konularda eğitim alabilecekleri bir yüksek okul yoktur. İşte yukarıdaki adları belirtilen kadınlar, Galatasaray Sergilerine gönderdikleri resimlerle, bu eksikliğin farkına varılmasını, dolayısıyla da Inas Saniyi-i Nefise Mektebi'nin açılmasını sağlarlar."
Naciye Güne ve Hasan Tahsin Güneş, 1325(1909) yılı
Ismail Hakkı Baltacıoğlu, Hayatım'ı bölümlenmiş parçalar biçiminde Yeni Adam dergisinde 17.9.1936-20.10.1941 tarihlerinde yayınlamıştır.
Hasan Tahsin Güneş ve Eşi Naciye Güneş için şu ifadelerde bulunmuştur (Hayatım, İ. H. Baltacıoğlu Sf 186-187)
Hasan Tahsin Bey, çok iyi bir insan, çok iyi bir okulcu ve çok iyi bir yardımcı idi. Aradığım insan bu idi. Niçin? Çünkü bir defa bana bütünüyle inanmıştı. Yorulmak nedir hiç bilmiyordu. Çalışmaktan çok zevk alıyordu. Her güçlüğü yenmek için yaratılmıştı. Ona karşı mutlak güvenim vardı. Çok namuslu ve onurlu bir insandı. Yüksek bir uyum ve kaynaşma becerisi taşıyordu.
Naciye Güneş'e gelince; o da zamanının kültürlü ve medeni Türk kadını örneği idi. Çok zeki ve bilgili idi. Yapılan yeniliklerle kaynaşıyor ve her yeni girişimi güzelleştiriyordu. Naciye günes, 1318 (1902)'de Darülmuallimat'tan mezun olunca Şemsülmekatip'e başöğretmenlikle girmiş, 1330 (1914) yılına kadar okulun inas bölümünü tam bir yetki ve başarı ile yönetmiştir. Sonraları resmi okullarda çalışmıştır. Şimdi Beşikta 24'üncü İlkokul Başöğretmeni bulunmaktadır.
Bu iki insan benim için çok önemli iki yardımcı ve devrim arkadaşı oldu.