Okullar Güneşi
Şemsül Mekatip
1891 - 1940
1891 - 1940
Bu bölümdeki yazılar 1965 yılında Naciye Güneş 77 yaşındayken daktiloyla gelecek kuşaklara kalıcı olması için yazılmış bir metindir. Bu metin günümüz Türkçesi ve yazım kurallarına göre güncellenmiştir. Orijinal metin bu sitede ayrıca paylaşılmaktadır.
1903 (1319) yılında zamanın yüksek kadın okulu olan muallim mektebinden(1) çıktım. Şemsülmekatip özel okulunda müdürlük ve öğretmenlikle göreve başladım. Eşim Tahsin ile evlendim. Bu çalışmam esnasında Üçüncü Orduda(2) bulunan ağabeyim merhum İzzet’in de telkinlerini alıyor, yurt sevgisiyle çalışıyorduk. Okuldaki görevimizle beraber velilerle de temas kuruyorduk.
Fındıklı Sırtındaki Şemsülmekatip (Kaynak: Yeni Adam Dergisi)
Fındıklı'da Güzel Sanatlar Akademisine bitişik deniz kenarındaki diğer bina (Kaynak: Şemsülmekatip Kitapçığı 1913)
Okulumuzun bulunduğu Fındıklı’da merkezi okul olmak üzere Terakki-i Nisvan(3) (Terakki:İlerleme ; Nisvan: Kadınlar) adıyla bir dernek tesis ettik. Küçük fakir kızların (öğrenimine önem veriyor, onlara yardım ediyor, kadınlık inkılabı için gerekli aşıyı da her fırsatta her toplantıda çevremize aşılamak gayesi üzerinde yürüyorduk. Bu yolda çalışırken Balkan Savaşı çıktı (1912). Okul ve dernek görevine ilaveten askere yardım için eşya toplamak, açtığımız bir salonda Hilali Ahmer'den (4) (Kızılay) aldığım çamaşırları muhitimiz hanımlarını çalıştırarak diktirmek ve sargı hazırlatmak için geceli gündüzlü durmadan mesaimizi arttırmıştık.
Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkez-i Umûmisi’nde yaralı gazilerimize yardım için ibraz olunan faaliyet-i insaniye ve şefkatkârâneden bir manzara”, Servet-i Fünûn, 10 Haziran 1915 http://www.gaziakademikbakis.com/dosyalar/7daa805b-d4a9-4f9b-9ce7-6ee49af713a9.pdf
Bu sırada okulumuza sahne hayatı sokulmuştu; her hafta bir gün kız ve erkek öğrenciler sahnede tarihi, milli temsiller yapar şiirler, şarkılar okurdu. Ayrıca konferanslar tertip edilerek kadınlığın yükselmesine, yurdun sevilmesine çalışılırdı. Okul salonu da halka açık bulundurulurdu. Kadınlar Dünyası (1913-1921)(5) adıyla çıkan gazeteye de yazılar yazılırdı.
Yine bu esnada fes ve çarşaf inkilabı için çalışmaya başladık. Kendi elimle şekillendirdiğim bir biçim şapkayı büyük ve küçük erkek ve kız öğrenciye giydirir, okula bu şapkalarla gelip gitmelerini zorunlu tutar ve baş açık öğretim yapardık.
1328'de (1912) kız ve erkek talebeye ilk giydirdiğimiz kışlık şapka
Şemsülmekatip öğrencileri okul şapkasıyla
Soldaki öğrenci Ressam Hasan Sadi Güneş (1913-1973)
Hatta Fatih’te yapılan bir anma töreninde kız öğrencileri bu törene kabul etmek istemedilerse de önem vermeyerek katıldığımızdan eşimi sorumlu tutarak meclisi kebiri maarifçe (Büyük Eğitim Meclisince) sorguya çektiler, fakat biz amacımızdan geri dönmemek ve ileri yürümek kararlılığındaydık. Öğrencilerimizle okulları, kurumları ziyarete gider, gittiğimiz yerde manzum parçalar okutur, bu suretle amacımızı çevreye yansıtır ve çocuklarımıza da yurt sevgisi aşılardık. Halkın bir kısmı tarafından aşağılama ve alaylar gördüğümüz gibi aydınlar tarafından da çok defalar takdir ve iltifatlar görürdük.
Yine bu sıralarda Milli Talim ve Terbiye(6) adıyla bir dernek teşkil edildi; okulu (açık hava okulu) tesis etmek üzere Çamlıca’da Kamanto Köşküne (1912)(7) kaldırdık. İlk olmak üzere halen devam eden karma öğretime(kızların ve erkeklerin aynı okulda bir arada okumalarını sağlayan eğitim))başladık, köşkün bahçesinde derslik ve yemekhane olmak üzere pavyonlar yaptırıldı. Köşk bir çok fedakarlıklarla okul haline sokuldu. Öğretime devam ederken Birinci Dünya Savaşı çıktı (1914). Her türlü yokluğa katlanarak neticeyi beklemek isterken pavyonları ve binanın bir kısmını asker hayvanlarıyla birlikte işgal etti (8). Kurumun yıkılmak üzere olduğunu gördük, çok çırpındık, çok çalıştık, fakat yapılan masraf ve fedakarlıklar bir hiç oldu, kurum yıkıldı. Karşılığında hiç bir tazminat görmedik. Yalnız okulun ismini ve sıralarını alarak Beyoğlu tarafına geldik ve hiç karamsar olmayarak çalışmaya başladık. Bir süre sonra Beşiktaş’a nakil ettik.
Bu zamanlarda yaşayabilmemiz ve kurumumuzu yaşatabilmemiz kaygısı ile resmi ilkokullarda görev almış bulunuyordum. Sıkıntı son dereceyi bulmuştu, resmi ilkokul hocaları maaş alamıyorlardı. Bunlar içinde ayrılan bir heyette tek bir kadın olarak hak kurtarmaya çalışıyor yaptığımız temaslar ve toplantılarla okullarda öğretimin devamını temin ediyorduk (9).
Bu sıralarda merkezi Şemsül Mekatip olmak üzere Tealii Nisvan(10)("Kadınların Durumunu Yükseltme Derneği, not ilk feminist topluluk 28 Nisan 1913”) adıyla bir dernek kurduk, amaç kadınlığı faaliyete getirmekti. Dikiş ve elişleri odası açtık öğretim parasız idi, bu günlerde Birinci İnönü Savaşı oldu(9-11 Ocak 1921). Şemsülmekatip talebesinden Hilali Ahmer (Kızılay) için topladığımız kırk lira kadar bir parayı Hilali Ahmer’e (Kızılay’a) bağış amacıyla; gazetelerde Yunanlılar aleyhine şiddetli makaleler yazarak halkı galeyane getirdik. Beşiktaş’ta görevlerimize
ek olarak her gün evlerden para toplar Hilali Ahmer’e (Kızılay’a) teslim eder makbuzları getirip ailelere verirdim. Bu başlanıç Hilali Ahmer’e (Kızılay) halk tarafından oldukça büyük bir tutar toplanmağa vesile olmuştur. Bundan kuşkulanan İngilizler Abbasağa (Beşiktaş)’daki binamızda dönme(11) çocuk var bahanesiyle okulu abluka ettiler ve kontrole başladılar. Okul, uğursuz işgalin birinci gününden sonuna kadar imanını, milli hissini bozmamak koşuluyla amacına, görevine, gezinti, toplantı, gösterilerine devam etmiştir.. Nihayet ulu atamızın kılıcı karşısında düşman eridi, milli zafer doğdu, büyük şenliklere kavuştuk.
Bundan sonra da faaliyetimize devam ederek Köy içindeki binanın büyük bahçesinde toplantılarına, gösterilerine diğer okulların öğrencileriyle temasa devam etmiş, Tunalı Hilmi (12) Bey tarafından halka telkinler yapılmıştır. Bu sıralarda mezunlar yurdu merkez kurulunda çalışıyordum.
Hamdullah Suphi (+Tanrıöver) (13) Beyle yapılan bir temas neticesinde Muallimler Birliği(+Öğretmenler Birliği) (14) kuruluş ve yönetim kurulunda çalıştım.
Alt sıra sol başta Naciye Tahsin (Güneş)
Bir taraftanda okulumuza sabit ve esaslı bir yer tutmak ve orada gereği gibi çalışmak amacıyla elimizde avuzumuzda bulunan mal ve paramızı feda ederek Yıldız Yenimahalledeki(15) binayı tedarik edip oraya geçtik.
Yıldız, Beşiktaş
Okullarda ki faaliyetime devam ederken açılan harf inkılabında(16) (+1 Kasım 1928) Ortaköyde geceli gündüzlü hiçbir ücret karşılığı olmayarak 1700 kadar kadın ve erkeğin dersliklerine devamı ve derslerin iyi sonuç vermesi için başta olarak hiçbir saat ayrılmamak şartı ile çalıştım.
1319(+1903) dan beri durmadan, yılmadan koştuk ve çalıştık, ancak amacımıza feyz kaynağımız büyük Atamız ulaştırdı. En büyük hazzı ulu rehberin gösterdiği yollardan geçerken duyduk, Ulu Atamızın yurtdaşları refah ve seadete kavuşturduğu, kadınları hayati mesaide öne aldığı bir sırada benim gibi yokluk içinde çırpınan, her saat ve her kuvvetini yurduna hasretmiş ve eden bir kadını da unutmayarak, aynı zamanda yalnız biz karı kocanın omuzlarına dayanarak uzun zamanda beri sırf yurda hizmet gayesiyle yaşatılan 44 senelik bir hayata sahip (Şemsülmekatip) ve yeni adı ile Okullar Güneşi.....
İmza, Naciye Tahsin Güneş
Atatürk, Şemsülmekatip Okuldundaki büyük boy cam çelçeve içinde yer alan fotoğrafı
https://www.rotakoleji.com/fotograflarla-ataturk#gallery-38 internet sayfasından
Açıklamalar:
1) Mezun olunan okul Darülmuallimat referans Hayatım, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu kitabında referans verilmiş. Refans verilmiş olan yıl 1318 (1902) şeklidedir;
Darülmuallimat 1902-1903 yılı verilerinde sağdaki kolonda 458 Sıra no ile Hatçe Naciye olarak Aliye(Yüksek) derecesiyle mezun olmuştur..
Kitap: Çağdaşlaşma Sürecinde ÖĞRETMEN OKULLARI ve Savaştepe Örneği ; Yazar: Kaim Elban
Darülmuallimat'ın Topluma Getirdiği Kazanımlar
a) Kızların eğitim gördükleri sıbyan ve rüştiye mekteplerine öğretmen yetiştirecek, bu okulların çoğalmasına, giderek artan sayıda kızın okumasına neden olmuşlardır.
b) Burs almayanların öğretmen olma zorunluluğu yoktu. Birçok genç kız ve kadın, yalnız öğretmen olmak için değil, üst düzey bir okulda (öğretmen okulları o günün hükümetlerince yüksek okul sayılmıştır) okumak için bu kuruma girmiş; bu da ülke kadınları arasında bilgili aydın bir kitlenin oluşup gelişmesini sağlamıştır.
c) II. Meşrutiye döneminde açılan İnas Darülfünun'un (kız üniversitesinin) asıl öğrenci kaynağını, darülmuallimatı bitirenler oluşturmuşlardır.
d) Türkiye tarihinde, kadının çalışma yaşamına girişi, sanayiden önce eğitim alanında olmuştur. Bu gelişme günümüz Türkiye'sinde kadının bürokrasideki nispeten güçlü durumunun bir nedenidir.
e) Cumhuriyet döneminde, kadınlara yönelik devrimlerin başarısında, 1870'lerden beri Darülmuallimat'ın mezun vermekte oluşunu, onların pek çok kız ve kadını okutmuş olduklarını anımsamak gerekir.
2) Kitap: Balkanların Şekillenme Sürecinde, III. ORDU, Teşkilat, Toplum, Siyaset (1878-1912),
Yazar: Hakan Özdemir (Sf 9, 10)
Bu dönemde telkin alınan abeyin görev aldığı ordunun sıralanan 3 özelliği "1)III. Ordu'nun yapısı, Osmanlı askeri modernleşme döneminin hususiyetlerini yansıtmaktadır. 2)Teşkilatı ve birimleri açısından en geniş yapıya sahip, personel sayısı olarak en büyük ordudur. 3) Avrupalı askeri gözlemcilerin, Türk subaylarının bilgi ve görgüsünde saygı duymalarını sağlamayı hedefleyen, Avrupa'daki "örnek" Osmanlı ordusudur" diye sıralanması devam eden ve "askeri tarih kadar , Türk siyasi tarihi açısından da önemli bir kurum" dur.
3) Kitap: Küçük Muallime Hanım, Öğretmen, Mediha Tansel, Hayatı ve Milli Eğitime Hizmetleri. Yazar: Cahide Atakul
Mediha Tansel'in hayatını ve milli eğitimine büyük katkılarının anlattıldığı eserde, Yıldız Sarayı Çini fabrikasında Müdür yardımcı olan babasının 1908 yılında Abdülhamit tahttan indirilince (1908) fabrika kapanmış ve ailede yoksulluk başlamış. Babası iş arayıp bir hastanede depo memuru oluyor fakat çalışırken zatüre olup hayata veda ediyor. Mediha Tansel 6-7 yaşlarında babasının bir tanıdığı vasıtasıyla Yıldız Sarayına aldırılır. Orada yetiştirilecektir. 15 gün orada kalır. O kadar ağlarki "Bu çocuk çok küçük evini arıyor geri götürülsün" denir geri gönderilir. Komşularından Şerafettin Beyin kızı Hikmet hanım Terakki-i Nisvan derneğinde çalıştığı belirtiliyor. Bu dönemde Kızlar kısmı müdiresi Naciye hanımın olduğu Şemsülmekatib'e yazdırılır ve burada bir yıl eğitime devam ettikten sonra, Mediha Tansel Çapa Muallim Mektebine yazdırılır, yazdırılan 5 öğrenciden biridir. Kitapta Şemşülmekatip okuluyla ilgili şu hatıraları paylaşılıyor.
"Kısa bir süre sonra Mediha, komşu büyüklerinin aracılığıyla Fındıklı'da yeni açılan Şems-ül Mekatib adlı okula yazdırıldı. Bugünkü Güzel Sanatlar Akademisi yanında, deniz kenarında idi. Okul merhum Ismail Hakkı Baltacıoğlu, yönetiminde idi. Kendisine ders Nazırı deniyordu. Biraz ötede erkekler kısmı vardı. Bahar günlerinde iki okul birlikte gezilere çıkıyor, müsamereler tertipliyorlardı. ". "Okul "çok ama çok güzeldi, renkli kum havuzları vardı. Bu kum havuzları beni öylesine etkilemiştir ki öğretmenliğim sırasında sınıflarımda daima bir kum havuzu bulundurmuş ders konularını üzerinde işlemişimdir" diyordu Mediha Öğretmen. "Medihacık bu çok sevdiği okula ancak bir yıl gidebilmiş"
4) Kitap: Milli Mücadelede Hilal-i Ahmer, Hazırlayan: Ismail Hacıfettahoğlu Türk Kızılayı Tarih Dizisi - 1
Osmanlı Çağdaşlaşması ve Hilal'i Ahmer (Sf13)
"Kurucuları ve yöneticileri çoğunlukla çağdaş eğitim alan seçkin kişilerden meydana gelen Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti, ilkelerini, Osmanlı medeniyetinin esasını teşkil eden vakıf müessesei ilkeleri ile kaynağını Cenevre Sözleşmesi'nden alan Salib-i Ahmer'in (Kızılhaç) ilkelerini birleştirerek oluşturmuştur. Faliyetlerini, toplumda var olan yardımseverlik duygularını, hayır yapma arzularını çağdaş organizasyona dönütürerek" yürütmüştür. "Cemiyet'in, modern tıbbın tedavi usullerini sağlık hizmetleriyle uygulanmasıyla, açtığı kampanyalar, sergiler, kurslar, okullar ve yaptığı yayınlar ile Osmanlı Çağdaşlaşmasına çok önemli katkılarda bulunduğu kabul edilir."
5)Kadınlar Dünaysı -- Naciye Güneş'in yazısı https://www.okullargunesi.com/kadınlardünyası adresinde bulunmaktadır.
6)Dip Notlar Site Güncellemesi Devam Ettiği için tamamlanma aşamasındadır. Milli Talim ve Terbiye
7) Küçükçamlıcada Kamanto Köşkü'nde. (Kamanto Köşkü: Ispanyol-Portekiz kökenli Osmanlı Yahudisi, Galata bankeri ve gayrimenkul zengini Kamanto ailesinin adını taşıyan köşk. Küçükçamlıca tepesinde Adalar ve Marmara Denizi'ne egemen bir konumdaydı)
8)Ismail Hakkı Baltacıoğlu Hayatım adlı eserde Sf 198 de şu şekilde ifade etmiştir. "Dünya savaşı ilan edilmişti. Günün birinde askeri kıtalar bütün açıkhava barakalarını işgal ettiler. Okulun yarısı okul, yarısı kışla gibi olmuştu. Artık burada kalmanın maddi olanağı yoktu.
9) 1920 ayında öncelikle Ocak ve Şubat aylarında ilkokul öğretmenlerinin maaşları ödenmemiştir. Orta ve yüksek öğretmenlerin ödemeleri genel devlet bütçesinden, Maarif vekaletinin de gelirleri genel devlet bütçesinden maaş almaktaydılar(Sayfa 42, İ.Göldaş) onlarda herhangi bir maaş almalarında sorun olmamıştır. İlkokul öğretmenleri ise 1913 Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu gereği aşar vergisi olarak mahalle veya köy halkından toplanılmaktaydı.(Sf 22, İ. Göldaş). O yıllarda Istanbul yaklaşık 150-200 kadar ilkokul, 944-1000 ilkokul öğretmeni bulunmaktaydı(Sf44) Bu hak arayısışı tüm kamuoyu tarafından geniş bir yankı ile destek görmüş bütün gazete haberlerindende gözlemlenmiştir. (Sf 55, İ. Göldaş). Öğrenci velileri, öğretmenlere deste moral destek verebilmek için Toplanarak Vilayete gitmişler, Meclisi Mebusan’ın bir çare aramasını istemişler (sf43) Maaşlarını alınamamakta, muallimler esnafa borçlu, okula gelmek için bile masraflarını karşlayamamaktadır. Bu durumda Maarif Müdürülüğüne birikmiş aylıklarının verilmesini verilmemesi durumunda “Tatil-i tedrisat” yapacaklarını bildirirler(Sf43) 1 Mart 1920 Ptesi den 14 gün süren bir tatil-i tedrisat olmuştur. Hakarayışı sonuç vermişti. Aynı sorun daha sonra Haziran, Temmuz, ve Ağustos ayında tekrarlamış sorun 30 Eylül 1920 günü Sadrazam(başbakanın) devreye girip vaatlerinden sonra okullar tekrar açılmıştır.
İsmail Göldaş’ın İştanbul İlkokul Öğrentmenelerinin grevi eseri maaş ödenmesi dışında dışsında dönemin hassas yapısına ışık tutuyor. Maaş kesintileri, o dönemin ekonomik zorluklarını, hak aramanında ihtarla karşılandığı, mecburi olarak meslekten ayrılmak durumunda kalınan bir dönem. 16 Martta İngiliz’lerin işgali basında sansürü, öğretmenlerin Kuvvayı Milliye ile bağlarını güncelendirmeleri, özellikle İstanbul mitinglerinin örgütlenmesinde öğretmenlerin etkin rol alması (Sf15) ve İngiliz askeleri tarafından okulların sık sık baskın yapılan yerler olduğu bir ortamdır. Naciye Tahsin kendi yazısında yer verdiği gibi bildirilere imza atan tek kadın öğretmen olması dikkate değerdir.
10)Dip Notlar Site Güncellemesi Devam Ettiği için tamamlanma aşamasındadır. - Teallii Nisan
11) "Dönme çocuk": Zorla Müşlümanlaştırılmış çocuk anlamı taşıdığı değerlendirilebilir.
http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/45527.pdf
Doktora Tezi: İTİLAF DEVLETLERİNİN İSTANBUL’DA İŞGAL YÖNETİMİ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİMDALI , HAZIRLAYAN ABDURRAHMAN BOZKURT, Istanbul, 2009
"Ingilizler sadece askerleri için değil, zorla Müslümanlaştırıldığı (56) iddia edilen Ermeni çocuklarını yerleştirmek amacıyla da bazı mekanları işgal etmiş ve bu mekanları Ermeni Yetimhanesi olarak kullanmışlardı. Nakiye Umum Müfettişliğinde görevli Kaymakam Esat Bey'in evi, Beşiktaş Erkek Lisesi ve Kuleli Askeri İdadisi bu maksatla işgel edilmiş binalar arasındaydı.
"56 - İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal ettikten sonra bazı şahısların Hükümet politikaları ile zorla Müslüman yapıldıklarını iddia etmişlerdi. Bu durumda olan şahıslar için dönemle ilgili yabancı vesikalar da ihtidadan farklı olduğunu belirtmek için “Islamised” kavramı kullanılmıştır. Biz de “Müslümanlaştırılmış” kavramını kullanmayı uygun bulduk
12) Kitap: Tunalı Hilmi Bey, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bir Aydın, Yazar: Sabri Ateş Yayınevi: Tarih Vakfı Yurt Yayınları
"Bir dönem İttiha ve Terakki Cemiyeti'nin en faal üyelerinden olan Tunalı Hilmi (1871-1928)" "Çokdinli, çokdilli, çok kültürlü imparatorluğun bir arada tutulmasının ancak ülkedeki milletlerin haklarını güvence altına alan hüküki düzenlemeler ve anayasal garantilerle mümkün olduğunu belirtip bu uğurda anayasa taslakları ve toplumsal bir arada yaşama programları geliştirmiştir.
"Benzer çabları Cumhuriyet'in nasıl bir şekil alması gerektiği konusunda da sürdürmüş ve TBMM'de (1920-1928) işçi köylü hakları, eğitim hakkı, kadın hakları, çokpartili hayat ve daha birçok konuda o dönemde şiddetle karşı çıkılan fakat çoğu daha sonra günlük hayatımızın ayrılmaz parçası olacak önerilerde bulunmuştur."
Sf 150 Eğtim anlayış bölümünden bazı örnekler
-"Avrupa'da Tahsil" adlı bir eseri vardır.
"Mecburi eğitime önce yaş sınırlaması öneren Tunalı, daha sonra bunu "Rüştiye Şahadetnamesi" olarak değiştirmiştir." Bir Şart risalesinde " her Osmanlı kız, oğlan çocuğun en azında rüştiye şahadetnamesi alana kadar mektebe yollar, yoksa, cezaya uğrar" Sf 154
"Yeni bir elifba oluşturulmasını, bir "Yazı Meclisi" açılmasını ve dil konusunda bir "Akademiya" kurulmasını ister." Sf 154
"Maarif teşkilatımımız ıslaha muhtaçdır", "Maarif nezaretinin terbiye aleminde uzmanlar yetiştirmek üzere her yıl Avrupa'ya Amerika'ya gençler göndermesini, eğitim alıp dönenlerden bazılarının vilayetlerde mektep işlerinin başına yerleştirilmesini, bazılarının da halka, hocalara, kadınlara terbiyeyi öğretmen üzere göçebe dersçilikle köy köy, kasaba kasaba dolaştırılmalarını öneriri." sf 157
13)Kitap: Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966) ve anıları Yazar: Mustafa Baydar Yayınevi: Menteş Kitabevi
"1912 den başlayarak son nefesine kadar Türk Ocaklarının çarpan kalbi, Türkçülük idealinin sönmiyen meşalesi,
İzmir'in işgali üzrine İstanbul mitinglerinde yaptığı ateşli konuşmalarıyla Milli Mücadele'nin ateşini ilk tutuşturanlardan, " "Kuvayı Milliye Hareketine katıldığı için irade-i seniye ile adama mahkum edilen"
"Ankara'da top seslerinin duyulduğu bir zamanda Milli Eğitim Bakanlığı görevinde bulunan" (Sf13)
"Savunduğu fikirler bir yana yaşağıdğı devrin en büyük hatibi" "Millî Hatip" ve "Cumhuriyet Hatibi" olarak tanınan bir siyaset adamı ve yazardır. İstiklal Marşı'nı TBMM'nde okuyan ilk kişidir.
14)Muallimler Birliği
https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/185/tur
Türkiye Muallimler Birliğine iltihak eden İstanbul Muallimler Birliği 2 Ağustos 1925 tarihinde Dârülfünûn konferans salonunda bir toplantı gerçekleştirmiştir. Toplantıda Ankara Muallimler Birliği genel merkez azalarından Sivas Milletvekili Rahmi Bey başkanlığa geçmiş ve Kemal Zülfü ve Cemal Bey’ler de kâtiplik vazifesini üstlenmişlerdir. Akabinde idare heyeti seçimleri geçekleştirilmiştir. Dârülfünûn müderrislerinden Ali Haydar ve Muhammet Emin Bey’ler, Feyziye Mektebi Müdürü Nakiye Hanım, Kandilli Kız Orta Mektep Müdürü Akil Bey, İstanbul Numune Mektebi müdürlerinden Kemal Zülfü Bey, Göztepe Mektebi Müdürü Hacı Tahir Bey ve Naciye Hanım oy çokluğu ile idare heyeti azalıklarına seçilmişlerdir[37] .
15)Yıldız YeniMahalle Bina
19 Mart 1922 yılındaki Pervititch 10 Numaralı Beşiktaş(Yıldız) bölgesi haritasında Ecole Turque adı altında gözükmektedir. https://www.istanbulium.net/2014/07/pervititch-haritalar-kadikoy-uskudar.html sitesinde paylaşılmış olan 10 numaralı Haritanın ilgili kısmı aşağıda görülebilinir. Okul 1922-1940 arasında bu binada faliyet göstermiştir. Sağ Alt kısmında pembe olarak gözükmektedir. Bu haritalarda pembe renkte okulun yapının kagir olduğunu da gösterir. (Sarı renk ahşap yapı binaları işaret eder)
16)Naciye Güneş paylaşılan belgede 11 Aralık 1928, harf inkilabı olduğu dönemde(1 Kasım 1928) 23. mektep öğretmeni olduğu gözüküyor.
1932 doğumlu yazar Hasar Pulur, ilkokul 1. sınıfa 23. mektepte gittiğini belirtiyor. Yine 1998 yılındaki bu yazısında buranın yüzme ihtisas klübü olduğunu belirtiyor(https://www.milliyet.com.tr/amp/yazarlar/hasan-pulur/levent-bar-hane-ortakoy-mey-hane-5349485).
"Cumhuriyet'ten sonra önce yetimhane, sonra Ortaköy İlkokulu olarak kullanılan Hatice Sultan Yalısı 1972 yılında Yüzme İhtisas Kulübü'ne tahsis edildi. "(Tepe Tepe İstanbul, Sf 681, Erol Gezeroğlu).
Mimarı 18 yıl (1784-1802) Istanbul'da yaşayan mimar, ressam ve dekoratör Antoine - Ignace Melling'dir (Istanbul Bir Kent Tarihii Doğan Kuban Sf 436). Melling, eşsiz bir şekilde istanbul'un mimarisini ve manzaralarını resmederek eserler vermiştir. Yalının otele dönüştürme restorasyon projesi altındadır
Fotoğraf kaynak:
https://www.milliyet.com.tr/amp/yazarlar/hasan-pulur/levent-bar-hane-ortakoy-mey-hane-5349485
(https://www.ypu.com.tr/tr/proje/doco_ortakoy#about). Siyah arka fonlu taslak proje deniz tarafındaki yüzüdür.